HZ. MEVLANA DER Kİ:

Madem ki insansın,
Madem ki yaşıyor, duyuyor, düşünüyorsun.
Büyük hakikati bulmak için
Gönlünün idrakini duyacaksın.
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin.
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa susacaksın...



Güne düşülen... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güne düşülen... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Nev Bahar...

Bir tomurcuk çığlığıydı bahar,
Haykırdı ve açtı kat kat, renk renk;
Boyadı etrafı pembelere...
Bir kız çocuğuydu bahar,
Giydirmişti annesi tepeden tırnağa onu...
Pembeydi çocuk, yanaklar pembe...pabuçlar pembe, lila...
Ve uyanmaktı bahar,
Uyanmasaydı yeşilin, mavinin, morun ve de uykudaki tüm renklerin...
Şimdi derin bir nefes almalı,
Çekmeli içimize bu havayı ve tüm zerrelerini...
Yine geldi bahar,
Nev bahar...

Can Dündar'dan...
Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynizamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kurumainanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğinlehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...azından eşit olması bunların sadece ikisi...Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçükolmalıymış yaşı...Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne debenden önce çöktü...Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,-'Ooo Can bey kapmışınız çıtırı' esprilerine muhatap dahi oldum. EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim... Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müziktekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran... Bunu unutmadık biz.Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene. O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik, Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken. Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşanneferlerdik bu hayatta... Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiğikadar aldık.. Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayankarşı cins diye sorgulamadık da ama... Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardınasaklanmış bir 'saygı' vardı daima... Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık... Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattımbi gece, misafir odasında... Gece yarısı kapı açıldı esim;-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedimbuz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elindeyastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi... Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek... Ve bence doğrusu da bu... Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize... Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu b elki de 41 inci çift olacaktık olistede... Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan... Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence... Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizimsözlerimizle... Sadece gönlünüzden geçtiğince... Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun; '... Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrenekarışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...

Bitsin vuslat

Herkes eşit bu mecliste ama görevler farklı,
Çıkaralım dünyayı üzerimizden bir bir...
Baş tacı edelim nefsimizin mezar taşını,
Selam verelim,
Bitsin vuslat...
Varalım Hakk'a....

Bana Yalan Söylediler*...

Bir aleme indim yalnız,
Yerde toprak, gökte yıldız.
Bir yan susuz bir yan deniz.
İki el, bir baş verdiler,
Bir çift göz ağlar da güler.
Dört bir yanda benim gibiler.
Doğru söz içinmiş diller,
İşte kalbin sev dediler.
Bana yalan söylediler,
Bana yalan söylediler;
Kaderden bahsetmediler.
Varsın böyle geçsin ömrüm,
Neşeyle dolsun bari her günüm.
Hani benim sevdiklerim?
Hani gönül verdiklerim?
Hasret gider, ben giderim.
*Semiramis PEKKAN

Hayrola...


Bir rüya gördüm içinde sen,
yoktun ama 'var'dın aynı zamanda...

Burası bildiğim bir yerler, dolaşıyorum...
ama şimdi git bul deseler neresi bilmem.
Her halde gerçekten görsem,
evet buraya daha öncede gelmiştim detirtecek kıvamda...o derece biliyorum.

Mutlu, mesut yürür, koşar ve yer yerde uçar haldeyim...Yeşil bir yol koştuğum, güzel bir ev içinde yürüdüğüm veee uçarken gördüğüm güzel bir şehir...

Her şey her duyuya hitap ediyor... uyumak istiyorum, bitmesin istiyorum...

'Var'dın ya aynı zamanda (!)...yoksa mutsuz olurdum...
İlla görmek gerekmez, hissetmeli 'var'lığı,
ve de işitmek gerekmez duymalı...

Hayrola diyelim öyle olsun, tatlı rüyalar...

Ben kimim?

Öyle bir okul okuyun ki sonunda mezun olunca deyin ki vay bee!
Şehir ve Bölge Planlama böyle bir bölüm...
Plancı? Şehirci? Tasarımcı? Politikacı? Bürokrat? Emlakçı?....hangisi?

Çoğu bölüm mezun olunduğunda kişiyi bir şaşkın halin ortasında bırakır. Çünkü teori ve pratik taban tabana zıttır. Ama bunun farkına varmak için uygulamanın içinde yer almak gerekir.

Bizler şehir plancıları mevzu bahis insan ve o dahil ürettikleri ile yaşadığı yapay çevresi üzerine her ölçekten söz söyleme hakkına sahip kişileriz. Bu o kadar mukaddes ve keyif verici bir olay ki, yani siz bu organizmanın yani "şehir"in üzerindeki tüm müdahalelerde söz sahibisiniz.

Şehir... ve insan şehiri yapar... Bazen bir köşesinde huzur bulduğunuz yerdir ondaki, bazense sevincimizi çoşkuyla kutladığımız yerdir.... Ve bizler, her neresinden tutuyorsak bu işin koymaktır yerli yerine her şeyi.

Bir oyundur şehir,
parçalarını istediğin yere koymaktır,
özgürlüktür şehir,
nereye götürdüğünü bilememektir.
Ve bendir şehir,
kendini keşfekmektir.

Anlamıda değişir şehirin....Okumak vardır şehiri...ve ben yazmalıyım şehri....
Ama önce bakmalıyım keşfetmek için bana....ben kimim diye? sonra anlamalıyım....

Ya sence nedir şehir? ve sen kimsin?

DİL BAYRAMI

75. Dil Bayramı kutlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Dil Kurumunun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda bundan yetmiş beş yıl önce, 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır (http://www.tdk.gov.tr/).

Bayramımız kutlu olsun. Umarım Türkçe tüm endamı ve zenginliği ile önce ülkemizde nihayetinde dünya üzerinde hak ettiği yeri alır.

"Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk ulusunun geçirdiği bunca tehlikeli durumlarda ahlakının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, özetle bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili aracılığıyla korunduğunu görüyor. Türk dili Türk ulusunun kalbidir, belleğidir." (http://www.dildernegi.org.tr/)
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Türk Yıldızları Niçin Özel?*
Dünyada sekiz süpersonik uçakla gösteri yapan tek akrotim olduğu için,
24 Ağustos 2001 tarihinde Bakü/Azerbaycan’da gerçekleştirdikleri;bir milyondan fazla seyircinin izlediği gösterileri ile bu alanda bir rekora sahip oldukları için,
Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen kurulan tek akrotim olduğu için...





30 Ağustos Zafer Bayramı herkese kutlu olsun... bu kutlu ve mutlu günde yine çok duygulandım. Onur duydum. Beni en çok etkileyen bu şanlı tarihin 85. Yıl Dönümünde Ordumuzun gücüne bir nebzede olsa tanık olabilmekti.

Ve gösteriler...Türk Yıldızları! Çok etkileyiciydi. Herkese istikbalin göklerde olduğunu kanıtlayan, bu dehaları izlemeye davet ediyorum.
Lütfen siteyi ziyaret edelim...

siyaset ancak böyle zamanlarda...

Tarih 22 Temmuz 2007, günlerden Pazar saat:08.00

Bugün önemli bir gün, bizleri temsil edecek kişileri seçtik.

Aile boyu oy kullandık.
Parmaklarımız boyalı (kim bilir ne zaman çıkacak :)).
Ama gösteriyorum gururla 1 oy 1 oydur.
Bizim için karar verecekleri,
Vatanımızı yönetecek kişileri seçtik.
Türkiye seçimini yaptı.
Ve güne düşülen not,
Vatandaşlarımızın kanaati:
AKP: 340, CHP: 112, MHP: 71, Bağımsız: 27

Umarım o dahiyane özelleştirme politikalarına,
dışarıda nerede durdukları belli olmayan duruşlarına,
içeride birilerinin hoşuna giden dışardanda gıdıklanan şeyleri
kaşıyan davranışlarına bir son verirler...

Zira gidiş; gidiş değil, yol; yol değil! yola gelerek yola devam etmelerini umuyorum.

Millet seçimini yapmıştır. Sonuçlarına katlanılacak.
İnşaalah hayırlı bir sonuçtur bizim için...

Önceki Kayıtlar Ana Sayfa