HZ. MEVLANA DER Kİ:

Madem ki insansın,
Madem ki yaşıyor, duyuyor, düşünüyorsun.
Büyük hakikati bulmak için
Gönlünün idrakini duyacaksın.
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin.
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa susacaksın...



Adım adım...

Anlatılmaz...

Her adım yürek istiyor...
Lütfedilmiş bir sevgi...
Hiç ayrılmamak istiyor...
Paylaşılmaz...
Ömre bedel...muhabbet...
Akla sığmaz...
Bir hayal tam ortasında gerçek...
Seyredilmez...
Daha fazla sevmek istiyor...
Lafa söze yer yok...
Sevilmek istiyor...
Adım adım...
Hiç bitmesin istiyor...
Nasılsa büyük olan ilk aşk...
Tükenmez...

Okuyucu, belki denk gelirde blogda takılı radyoda çalıyodur...
Amma velakin sözler aşağıda....
Olaki başka bir yerde dinlersen iyi kaptır kendini...

Düş Sokağı Sakinlerinden,

Hüzün Kovan Kuşu

Gözyaşına dök yağmuru
Düş uçacak bahara doğru
Yollar açılıp konuşacak
Mutlu edeceğim yokluğunu

Huyumdur hep ölürüm
Nice aşklara bölünürüm
Ayımdır hep tutulurum
Nice ışıkla korunurum

Dışım içimden gelir
Yani gölgem kendimden
Aşktır ölümden güzel olan
Bak ve gör yaşam düşlerdedir

Huyumdur hep dirilirim
Nice dağlardan dökülürüm
Ayımdır hep kararırım
Nice öpüşle aklanırım

Hüzün kovan kuşu gelmiş
Gecenin yanağına konuvermiş
Ay tenli aşık şarkıma karşılık vermiş....

Söz-Müzik: Murat Yılmazyıldırım

Hayrola...


Bir rüya gördüm içinde sen,
yoktun ama 'var'dın aynı zamanda...

Burası bildiğim bir yerler, dolaşıyorum...
ama şimdi git bul deseler neresi bilmem.
Her halde gerçekten görsem,
evet buraya daha öncede gelmiştim detirtecek kıvamda...o derece biliyorum.

Mutlu, mesut yürür, koşar ve yer yerde uçar haldeyim...Yeşil bir yol koştuğum, güzel bir ev içinde yürüdüğüm veee uçarken gördüğüm güzel bir şehir...

Her şey her duyuya hitap ediyor... uyumak istiyorum, bitmesin istiyorum...

'Var'dın ya aynı zamanda (!)...yoksa mutsuz olurdum...
İlla görmek gerekmez, hissetmeli 'var'lığı,
ve de işitmek gerekmez duymalı...

Hayrola diyelim öyle olsun, tatlı rüyalar...

Ebru

......Önce “Aşk” suya düştü,
Sonra da “Su” aşka yenik düştü......

Korkmak...

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,
kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor,
sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,
eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,
reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,
gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,
dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

William Shakespeare

Atatürk diyor ki:

"Medeniyetin esası, ilerlemesi ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayattaki fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve politik beceriksizliği doğurur."

Mesnevi'den....*

Mesnevi'den Mevlana, "Mesnevi" sine "Birlik Dükkanı" demekte, Mesnevi'yi "Mesnevi'miz, Birlik dükkanıdır; birden baska ne belirirse puttur." beytiyle övmekte. Birlik Dükkanı.. Her varlık o dükkanda yoğrulup yapılmakta, orda sergilenmekte, satılmakta; orda yıpranip gene orda potaya girmekte, yenilenmekte. Sebepler sonuçları meydana getirmekte; sonuçlar, gene sebepler haline gelip başka sonuçlar belirmekte. Bu dükkanın bir ucu, dükkanı yapanin kudret elinde; öbür ucu, sonsuzluğa dek gitmekte ve gene o kudret eliyle sonu ön olmakta; her an yaratılmakta. Bu dükkanın alıcısı, satıcısının kendisi."

Bir aşk yüzünden
elbisesi yırtılan; hırstan ayıptan adamakıllı temizlendi. (1/2/22)
Gönül ehlinin ilimleri,
kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür. Gönle uran, adamı gönül ehli yapan ilim; insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insanın malı olmayan ilim yükten ibarettir. (1/275/3446-3447)
Gönül aynası
saf olmalı ki orada çirkin suratı güzel surattan ayırt edebilesin.
Aşıkların neşesi
de odur, gamı da, hizmetlerine karşılık aldıkları ücret de! Aşık, sevgiliden başkasını seyre dalarsa bu, aşk değildir, aslı yok bir sevdadır.
Gönülden sözsüz,
işaretsiz, yazısız yüz binlerce tercüman zuhur eder.
Dosta dostun
zahmeti ağır gelir mi? Zahmet: içtir, ruhtur. Dostluksa onun derisine benzer.
Sohbet
vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer. Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir.
Dünya
sevgisi, dünya geçimiyle savaşma yüzünden sana o ebedi azabı ehemmiyetsiz gösterir. Ölümü bile ehemmiyetsiz bir hale getirirse bunda şaşılacak ne var ki?
Hile ve çare
diye 'zindanı delip de çıkmaya' derler. Yoksa birisi zaten açılmış deliği kapatırsa yaptığı iş, soğuk ve ters bir iştir.
"Ey müslüman, edep nedir?"
diye sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektedir.

*http://www.mevlanavakfi.com/Content2.asp?m1=1&m2=13

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa