HZ. MEVLANA DER Kİ:

Madem ki insansın,
Madem ki yaşıyor, duyuyor, düşünüyorsun.
Büyük hakikati bulmak için
Gönlünün idrakini duyacaksın.
Gönlünü şiirlere, sazlara söyleteceksin.
Bütün bunlara söyletemeyecek sırların varsa susacaksın...



DİL BAYRAMI

75. Dil Bayramı kutlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Dil Kurumunun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda bundan yetmiş beş yıl önce, 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır (http://www.tdk.gov.tr/).

Bayramımız kutlu olsun. Umarım Türkçe tüm endamı ve zenginliği ile önce ülkemizde nihayetinde dünya üzerinde hak ettiği yeri alır.

"Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk ulusunun geçirdiği bunca tehlikeli durumlarda ahlakının, geleneklerinin, anılarının, çıkarlarının, özetle bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili aracılığıyla korunduğunu görüyor. Türk dili Türk ulusunun kalbidir, belleğidir." (http://www.dildernegi.org.tr/)
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


AŞK...*

Diri aşk, ruhta ve gözdedir.
Her anda goncadan daha taze olur, durur.
O dirinin aşkını seç ki; bakidir ve canına can katan içkiden sana sakilik eder.

*Hz. Mevlânâ

KADIN*

Tanrı 6.günün geç saatlerine kadar kadını yaratmakla meşguldü... Bir melek yanına yaklaştı ve: “Neden bu seferkine bu kadar zaman harcıyorsun?”dedi. Tanrı yanıtladı: “Onu nasıl yarattığımı öğrenmek ister misin?" “O, yıkanabilir, ama plastikten değil, 200’den fazla oynar ekleme sahip ve her çeşit yemeği yapabilir, kalbinde birden çok çocuğa yer verebilir, incinmiş dizden kırık kalbe kadar her şeyi sevgiyle iyileştirebilir ve en önemlisi bunu sadece iki elle yapabilir”. Melek çok etkilenmişti “Sadece iki el....bu imkansız!“ Bu standart bir model mi?! “Bir güne bu kadar emek.... Yarına kadar dinlenin efendim,onu sonra tamamlarsınız“. “Olmaz”, dedi Tanrı. “Eserimi tamamlamaya az kaldı, onun kalbimde apayrı bir yeri olacak”. “O,hasta olduğunda kendi kendisini iyileştirebilir ve günde 18 saat çalışabilir”. Melek, kadına yaklaştı ve ona dokundu. “Ama siz onu çok yumuşak aratmışsınız, efendim” “Evet,öyle", dedi Tanrı, “Ama ayrıca güçlü de yarattım. Onun nelere dayanıp nelerin üstesinden gelebileceğini tahmin bile edemezsin. “Peki düşünebiliyor mu?" diye sordu melek. Tanrı yanıtladı: “Düşünmekle kalmıyor, nedenini sorguluyor ve tartışıyor da." Melek kadının yanağına dokundu.... “Tanrım, bu yaratık su sızdırıyor galiba! Ona çok şey yüklemiş olmalısın.” “Su sızdırmıyor....O gözyaşı” diye düzeltti Tanrı “Ne için?" diye sordu melek. Tanrı yanıtladı: “Göz yaşları onun üzüntüsünün, tasalarının, sevgisinin, yalnızlığının, çektiği acıların, gururunun göstergesi” Bu yanıt meleği çok etkiledi; “Efendim, siz bir dahisiniz. Her şeyi düşünmüşsünüz. Kadın gerçekten muhteşem!" Evet öyle! Kadınların erkekleri şaşırtan güçleri var. Sıkıntıyla başa çıkabilir ve çok ağır yükleri taşıyabilir. Mutluluğu, sevgiyi ve zekayı elinde tutar. Çığlık atacak hale geldiğinde gülümser. Ağlayacak gibi olduğunda şarkı söyler, mutlu olduğunda ağlar ve korktuğunda kahkaha atar. İnandığı şey uğruna savaşır. Adaletsizliğin karşısındadır. Yeni çözüm önerilerine her zaman açıktır. Ailesi için canını feda etmeye hazırdır. En kötü anında dostunun yanındadır. Sevgisi koşula bağlı değildir. Çocuklarının başarılarıyla sevinç gözyaşı döker. Arkadaşlarının başarısıyla gururlanır. Doğum ve evlilik haberleri onu dünyanın en mutlu insanı yapar. Bir akrabası veya arkadaşı öldüğünde yüreği kan ağlar. Fakat, kendisinde hayatla mücadele edecek gücü bulur. Bir öpücüğün bir kucak açışın kırık kalpleri iyileştireceğini bilir.

Çeviren (translated by): Serdar Fırat
*Alıntıdır.

Yaşlılık...

Bütün bu belirtilerle yaşlılık ömrümüz oldukça görüp geçireceğimiz bir süreç.


*Hz. Mevlânâ insanın hayat sonbaharındaki bu trajik görüntüyü bu durumla kıyaslayıp biraz daha derinlerden kurgulayarak şunları söyler:


Parıltısı (gençken) aya benzeyen yüz,
Yaşlanınca kertenkele sırtına döner.
Parıl parıl (gençken) parlayan o saç o baş
Yaşlılıkta berbatlaşır, saçlar dökülür çıplak kalır
Bir zamanlar naz ve eda ile salınan
Mızrak gibi o dümdüz o boy pos
Kocalıkta bükülür iki büklüm olur
Yay gibi eğilir de iki kat olur.
Lale renkli yüz yaşlılıkta safrana döner sararır
Aslan gibi güçlüyken tükenir takatsiz kalır.
Güreşip bir hiyleyle pehlivanları tuşa getirirken
Şimdi yolda yürürken koluna girip yardım ederler
Bunlar hep gam alameti, pörsüme nişanesi
Gerçek şu ki; bunların her biri ölümün habercisidir....

*Alıntıdır.

Yaşlanmayı ancak ihtiyarlamamayı diliyorum ve sizleri bu süreci anlamaya, düşünmeye, yorumlamaya...çağırıyorum.

Tatile özlem

Ya nedendir bilinmez, bir yolculuk istiyorum bööyle uzaklara gitmeliyim. Ama öyle git diyecekler gitcem öyle değil. Ben yüreğimin götürdüğü yere, ben istediğim için gitmeliyim. Birde yanlız gitmemeliyim tabi, sevdiklerimle olmalıyım. Bütün kaygılarımdan uzaklaşmış olmalıyım. Huzur bulmalıyım. Başka bir örnek yoktur benim gibi iznini geçireceği zamanı başka bir şeye programlamış olsun...Acemilik işte şu yapacaklarımdan bi kurtulayım ne tatil planlayacağım ben bile inanamayacağım buna... Kendimi şaşırtcağım o günleri dört gözle bekliyorum. Gelecekte bir gün gelecek.

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa